Podcast charts
Published by Melis Aksoy
Aşk ne? Bilmiyoruz. Sağlıklı bir ilişki ne? Bilmiyoruz. Birbirimizi gerçekten nasıl seveceğimizi çoğu zaman onu da bilmiyoruz. Ama hayatımızın en büyük kararlarını tam da bunların etrafında veriyoruz. Kimse Bilmiyor; ilişkiler, yakınlık, bağlanma, ayrılık, özdeğer, sınırlar ve insan olmanın karmaşık tarafları üzerine bir podcast. Psikoloji ve ilişki literatüründe karşılığı olan dinamikleri, hayatın içinden gözlemler ve gerçek hikayeler üzerinden konuşuyoruz. Çünkü bazen bir şeyi anlamanın en iyi yolu, onu yaşamış birini dinlemektir. Ben Melis. Ve burası Kimse Bilmiyor.
On the charts
Every published chart this podcast appears in, in the snapshot behind this page. Each one links to the chart it came off.
From the feed
The latest episodes published to this podcast’s own RSS feed. Titles and descriptions are the publisher’s.
Bazen ne söyleyeceğimi bilmediğim için susuyorum. Bazen bir ilişkinin içinde nasıl var olacağımı bilemediğimde biraz, bazen tamamen yok oluyorum. Bu bölümde kaçınganlığı, söylemeye çekindiğimiz şeyleri ve birbirimiz için gerçekten ne yapabileceğimizi konuşuyorum. Belki de kimseyi kurtarmamız gerekmiyor. Bazen birbirimize verebileceğimiz en kıymetli şey, yalnızca mevcudiyetimiz. #kimsebilmiyor
Belki de bazı güçlü duyguları aşk sanmamızın sebebi, gücü güzellikle eşleştirmeyi öğrenmiş olmamızdır. Bu bölümde gözlerimizin yargısından, çekildiğimiz şeylere yüklediğimiz anlamlardan ve bütün bunları nasıl da kolayca “aşk” diye adlandırdığımızdan bahsediyorum. Bir de aşkın gerçekten ne olabileceğinden ve hayatın, hiç bakmayı düşünmediğimiz yerlerden bize sunduğu ihtimallere bir şans vermekten. #kimsebilmiyor
Hikayeleri neden bu kadar seviyoruz? Belki de hayatı anlamlandırmanın en eski, en insani yollarından biri oldukları için. Bu bölümde kendi hikayemin The Beyfendi'nin, tek bir ilişkinin ya da olayın etrafında dönmediğini hatırlıyor; hayatı yaşanılır ve anlamlı kılan diğer bütün karakterlere, sahnelere ve ihtimallere bakıyorum. Ve sana da soruyorum: Senin perdende nasıl bir film oynuyor; türü ne ve en önemlisi, izlemekten keyif alıyor musun? #kimsebilmiyor
Duyguların geçişkenliği... Defalarca konu edindiğim bu gerçek, yine soframda. Ansızın biten bir anlatıma yönelik, gelecekten gelen bir içgörü. Bu bölümde ne olduğunu ben de dahil #kimsebilmiyor
Ben burayı iyice günlüğüm zannetmeye başladım! Olsun, aksini söyleyen de olmadı ki zaten. Belirsiz bir ayrılığın ardından kalbimin ne kadar kırık olduğunu döküyorum ortaya... Bölüm hakkında uyarı: Bu bölümün sonu yoktur. Öylece, ansızın, havada kalmış bir konu ile bitiyor. Ne olduğunu ise #kimsebilmiyor
Bu bölümde oyalanmakla dinlenmek, teslimiyetle ertelemek ve doğru zamanı beklemekle harekete geçmek arasındaki ince çizgiyi konuşuyoruz. Bir yandan da uzun zamandır yüksek sesle söylemediğim bir şeyi söylüyorum: Evet, spiritüel biriyim. Ve bunun benim için nerede başladığını, meleklerle başlayan o ilk hikayeyi anlatıyorum. #kimsebilmiyor
Ego da benim. Korku da benim. Özlem de benim. Kontrol etme arzusu da benim. Sevgi de benim. Olgunluk, doğru sesi bulmak değil; hiçbir sesi susturmadan duyabilecek kadar genişleyebilmek belki de. #kimsebilmiyor
Ram Dass'a göz kırparak başlıyoruz bu bölüme: "24 saat boyunca ölüyor musun?" Oradan duyguların geçişkenliğine, aynı anda hem korkup hem heyecanlanabilmeye ve kabımızı biraz daha genişletmeye uzanıyoruz. Sonra kendimi Contact Improvisation dansının içinde buluyorum. Meğer beden, yakın ilişkiler hakkında zihnimden çok daha önce konuşmaya başlamış, bunun yüzleşiyorum müthiş zorlanmalar eşliğinde. Ve bu hikayede, aylar sonra yeniden karşımıza çıkacak bir karakterle ilk kez tanışıyoruz. #kimsebilmiyor
Kendini sevmek gerçekten ne demek? Kendimizi değiştirmeye çalışırken neden çoğu zaman daha çok sıkışıyoruz? Ve belki de en önemlisi; değişim gerçekten nereden başlıyor? Bu bölümde, kendini sevmenin romantize edilmiş halinden değil; en zor yanlarını bile yargılamadan görebilmekten bahsediyorum. Çünkü bazen bizi değiştiren şey mücadele etmek değil, değiştirmeye çalıştığımız tarafımızı önce kabul etmektir. Bu paradoksun içinde birlikte dolaşıyor, yıllardır hayatıma eşlik eden bazı pratikleri ve beni özgürleşme yolunda derinden etkileyen Dört Anlaşma'nın öğretilerini konuşuyoruz. Belki de özgürlük, başka biri olmaya çalışmayı bıraktığımız yerde başlıyordur. #kimsebilmiyor
Bir ilişkinin içinde bazen karşımızdaki insanı değil, onun hayatındaki yerimizi kaybetmekten korkarız. O zaman kanıt aramaya, kendimizden şüphe etmeye, daha çok yaklaşmaya ya da tamamen uzaklaşmaya başlarız. Uzun süre seçeneklerin sadece bunlar olduğunu sandım: Ya duygularımı bastıracaktım ya da onların beni ele geçirmesine izin verecektim. Bu bölümde, başka bir ihtimalden konuşuyoruz. Durup nefes almaktan. İhtiyaçlarını inkar etmeden, duygularını yok saymadan, kendini de terk etmeden kalabilmekten. Çünkü bazen insanın kurduğu en önemli ilişki, başkasıyla değil; kendiyle güvende kalmayı öğrenmesidir. #kimsebilmiyor
Bali'ye ilk taşındığım günlerde hayatın benimle konuştuğuna olan inancım öyle kanlı canlı bir yerden güçlendi ki. Bazen bir insanla, bazen bir denk gelişle, bazen de tam ihtiyacım olan anda karşıma çıkan bir cümle ile... Bu bölümde hem o mucizevi hissi hem de yıllar sonra kendimi bir ilişkinin belirsizliğinde kaybolmuş halde bulduğum bir akşamı anlatıyorum. Birinin peşinde kanıt ararken hayatın aslında bana bambaşka bir cevap verdiğini fark ettiğim geceyi... Bazen aradığımız şey bir cevaptansa sadece kendimizi güvende hissetmek oluyor. #kimsebilmiyor
Bir belirsizliğin içinde varsayımsız durabilmemin tek yolu, o varsayımlara yönelik ya evet ya da hayır netliğinde cevaplar yaratabilmek mi? Bir üçüncü seçenek yok mu? Bunları haricinde; ya da bu iki ucu da kapsayabilecek? Yani ben, konuyu herhangi bir netliğe kavuşturmadan bu belirsizliğin içinde, sadece "bilmiyorum" cevabı ile durabilir miyim? #kimsebilmiyor
Ben neden "hep" istiyorum? Neden hep isteyen benim? Neden hep erişilebilirim? Ulaşılabilirim? O telefonu neden her seferinde çalar çalmaz açıyorum? #kimsebilmiyor
Size yalan söyleyecek halim yok... Uzun bir "yürüyüş yapmak neden şahanedir" güzellemesi ardından, biraz da "insan doğasının tutarsızlığından" dem vuruyorum. 34. dakikada anca "açık ilişki" muhabbetine geliyorum. İleri sarabilirsiniz hahaha, şaka şaka. Son kısımda da isteklerimizin samimiyeti ve sahiciliğini sorgulayıp kapatıyorum. Ne oldu, ne bitti bu bölümde #kimsebilmiyor
Şu ana kadar yeterince insan söylemediyse bir de benden duyun: Her şey bir frekans ve frekans aralığımızı değiştirdiğimizde çevremizdeki tüm olaylar, kişiler, deneyimler de değişiyor. Bununla birlikte bir narsist ile bir manipülatifin bir aradılığındaki örüntüden bahsediyorum. Sonra biraz da flörtün güzelliğinden... Bir şeyler oluyor ama günün sonunda ne olduğunu # kimsebilmiyor
İlişkilerimizin kalitesini arttırmak için kullanabileceğimiz müthiş bir iletişim taslağı paylaşıyorum bu bölümde; elbette yine kendi date (randevu) hikayem üzerinden... Unutmayın, dışarıdaki kalite içsel kaliteden yansır. Bu taslağı partnerimiz veya yakınlarımızla kullanmadan önce, kendimizi masaya oturtup kendimizle bir uygulamak- eminim çok kapıyı aralayacak! #kimsebilmiyor
Jay Shetty eşinden şöyle bir şey rica etmiş: "Bir gün bana aşkın biterse, hiç gecikmeden beni bundan haberdar et." Bu cesur talepten ziyade, bunu talep etmesinin ardındaki açıklaması beni kalbimden vurdu. Diyor ki, aşkı hak ettiğimden öyle eminim ki aşk olmayan bir yerde bir an bile durma ihanetine (kendi var oluşuma) düşmek istemem. Benim kendimle böylesi sıkı fıkı bir ilişkim var mı; yok galiba derken... Eski fotoğraflarım üzerinden bir yolculuğa çıktım. Zaman ötesi yerlerde asla o anda göründüğüm gibi hissetmeme (iyi, bazen de kötü anlamda) ayrışması. Biraz karışık tabi, ne de olsa günün sonunda #kimsebilmiyor
Sevgi, bizim kültürümüzde adeta sınırsızlık öğretisi gibi. Birini ne kadar çok sevdiğinin kıstası, ona ne kadar yakın olabildiğinle ölçülü. Haliyle bu yakınlığa bir mesafe koyacak sınır söz konusu oluyorsa; kişisel hakları hukukları bırakalım bir kenara, bu direk "beni sevmiyorsun" demekle eşdeğer. Bu döngüyü kırdığım, kırmayı araştırdığım bir bölüm bu. Ve çok sevdiğim bir sözü de hatırlatıyor: "Seni sevmeye devam edebilmek için biraz mesafeye ihtiyacım var." Öyle inanıyorum ki ilişkilerin birçoğu, belki yüzde 80'i, sırf mesafe bırakılabilse kurtarılacak durumda. #kimsebilmiyor
Enteresan bir şeyler oluyor. Yolunu değiştirip benimle tanışmak isteyenler, bir böyle derin, farklı gözümün içine bakanlar, iltifatlar, övgüler... Nedir bu; kilo vermedim, gardırobumu yenilemedim, saçlarımı değiştirmedim. Ne değişti o zaman? Galiba enerjim! Bunu biraz deştiğim; ama günün sonunda ne olduğunu kimsenin bilmediği bir bölüm daha. İyi dinlemeler #kimsebilmiyor
Bir kadın çemberinde alan tutucu şöyle demişti... Kendini sevmek için, kendini sevemeyen parçalarını bırakman yeterli. İşin özü bazen bu kadar basit; zaman alsa da aslında basit. Bu bölümde kendi kendime hayatı zorlaştırdığım parçalarla biraz bakışıyor, birçoğunu da şöyle sakince bir kenara bırakıyorum. Günün sonunda ne oluyor... #kimsebilmiyor
Ranking source
Apple Podcasts rankings via the Mato Topic Intelligence Platform.
Observed November 4, 2026.
Apple and Apple Podcasts are trademarks of Apple Inc., registered in the U.S. and other countries.
Pairs with
Bring this source into Mato to read its transferable patterns, then turn them into an original show for your own audience.